2025-2026 Öğrenci Hareketliliğimiz
2025-2026 akademik yılında 2'si güz ve bahar dönemi olmak üzere toplam 7 lisans öğrencimiz Erasmus öğrenim hareketliliğine katılmıştır. İki 4.sınıf öğrencimiz ise yaz döneminde Erasmus staj hareketliliğine katılmıştır.
Erasmus Öğrenim Hareketliliği
Kassymkhan Bissengali - Uniwersytet Lodzki (Polonya) - Güz Dönemi
Kamila Abiibillaeva - Univwersytet Jagiellonski (Polonya) - Güz/ Bahar Dönemi
Hümeyra Özer - Ruprecht-Karls-Universitaet Heidelberg (Almanya) - Güz Dönemi
Mahmut Can Özdemir - Comenius University Bratislava (Slovakya) - Güz/ Bahar Dönemi (Lisansüstü)
Ioannis Klastadas - Univwersytet Jagiellonski (Polonya) - Bahar Dönemi
Nisanur Dere - Univwersytet Jagiellonski (Polonya) - Bahar Dönemi
Beyza Altay - Ruprecht-Karls-Universitaet Heidelberg (Almanya)- Bahar Dönemi
Anel Kuatova - Kodolanyi University (Macaristan) - Bahar Dönemi
Erasmus Staj Hareketliliği
Yıldız Alisultan - İspanya - Yaz Dönemi
İrem Sude Tuna - Almanya - Yaz Dönemi
Nisanur Dere, Jagiellonian Üniversitesi, Krakow, Polonya, 2025-2026 Bahar Dönemi

Erasmus programı bana sadece farklı bir ülkede yaşamayı ya da farklı insanlarla tanışmayı öğretmedi. Aynı zamanda farklı bir eğitim sistemini deneyimleme fırsatı da verdi. Bence bunun bana kattığı şey, aldığım notlardan çok daha değerliydi. Çünkü artık hangi yöntemle daha iyi öğrendiğimi biliyorum.
Erasmus'un bana kazandırdıkları ise eğitim sistemiyle sınırlı kalmadı. Farklı ülkelerden insanlarla tanışma, onlarla iletişim kurma ve bugün bile devam eden dostluklar edinme şansı yakaladım. Erasmus sürecim boyunca 10 farklı ülke ve 16 farklı şehir görme fırsatım oldu. Gittiğim her yerde insanların kültürlerini yakından tanırken, aynı zamanda kendi kültürümü de tanıtma imkânı buldum. Derslerde ve arkadaş çevremde ülkemi en iyi şekilde temsil etmeye çalıştım. Türkiye hakkında ön yargıyla yaklaşan veya yanlış bilgilere sahip olan birçok insanın bakış açısının değişmesine katkı sağlamak benim için ayrıca gurur vericiydi.
Farklı kültürlerin içinde yaşamak bana olaylara tek bir pencereden bakmamayı öğretti. Her tanıştığım insanın, her sohbetin ve her yolculuğun bana yeni bir bakış açısı kazandırdığını hissediyorum. Bu nedenle Erasmus'un bana kattığı en önemli şeylerden biri de farklı perspektifler oldu.
Dil konusunda da kendimde büyük bir gelişim gözlemledim. Çevremde çok az Türk öğrenci bulunduğu için ailem dışında neredeyse hiç Türkçe konuşmadım. Günlük hayatımı, derslerimi ve sosyal çevremi tamamen İngilizce sürdürdüm. Bu sayede İngilizcemi rahatça kendimi ifade edebilecek seviyeye taşıdım. Bunun yanında farklı ülkelerden arkadaşlarım sayesinde farklı dillere ve kültürlere karşı da ilgi kazandım.
Erasmus yaptığım Jagiellonian Üniversitesi, Avrupa'nın en köklü ve saygın üniversitelerinden biri. Böyle bir üniversitede eğitim alma fırsatı benim için gerçekten çok değerliydi. Akademik anlamda bana önemli katkılar sağladığı gibi kişisel gelişimime de büyük destek oldu.
Erasmus deneyimimin bana sunduğu fırsatlar bununla da sınırlı kalmadı. Erasmus yaptıktan sonra T.C. Dışişleri Bakanlığı'ndan staj teklifi aldım ve mülakat sürecini başarıyla tamamladım. Mülakat sırasında özellikle Erasmus deneyimine sahip ve akademik başarısı yüksek öğrencilere ulaşmaya çalıştıklarını belirtmeleri, bu deneyimin kariyer hayatım açısından da ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi.
Bugün geriye dönüp baktığımda Erasmus'un benim için sadece bir değişim programı olmadığını görüyorum. O benim için bir fırsat kapısıydı. Ben o kapıyı araladığım anda beraberinde yeni dostluklar, unutulmaz anılar, akademik gelişim, kariyer fırsatları ve kişisel kazanımlar da hayatıma girdi. Bu süreç bana hem kendimi hem de dünyayı daha iyi tanıma fırsatı sundu.
Son olarak, bana bu deneyimi yaşama imkânı sağlayan Yalova Üniversitesi Erasmus Ofisi'ne ve süreç boyunca desteklerini hiçbir zaman esirgemeyen Erasmus Koordinatörüme en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Bu fırsatı hayatımın en güzel ve en verimli deneyimlerinden birine dönüştürmemde emekleri çok büyük. İyi ki bu yolculuğun bir parçası olma şansını yakalamışım.
Hümeyra Özer, Ruprecht-Karls-Universitaet Heidelberg Üniversitesi, Almanya, 2025-2026 Güz Dönemi

Heidelberg’i ilk araştırdığım gün, neden diğer bütün seçeneklerin arasından ona bu kadar emin olduğumu bilmiyordum. Yıllar sonra oradan ayrılırken ise cevabını çok iyi biliyordum. Erasmus, benim için üniversitede bir anda karşıma çıkan bir fırsat değildi; daha liseden beri gerçekleştirmek istediğim bir hayaldi. Üniversitenin birinci sınıfına başladığımda bölümümün Erasmus kapsamında sunduğu üniversiteleri tek tek araştırmış, hatta daha o zamandan üçüncü sınıfın güz döneminde gideceğime karar vermiştim. Geriye yalnızca neresi olduğu kalmıştı. Heidelberg’e geldiğimde ise kendi kendime çok net bir şekilde “Eğer Erasmus’a gidersem, buraya giderim.” dediğimi hâlâ çok iyi hatırlıyorum. O gün yalnızca bir üniversite seçtiğimi düşünüyordum. Birkaç yıl sonra o seçimin bana yeni insanlar, yeni yollar, bambaşka bakış açıları ve kendimin daha önce tanımadığım taraflarını getireceğini nereden bilebilirdim?
Heidelberg’de “İyi ki gelmişim.” dediğim ilk an ise üniversitenin düzenlediği büyük oryantasyon programında, yüzlerce yabancının arasında oldu. Dünyanın bambaşka yerlerinden gelen insanların aslında benimle aynı heyecanı ve belirsizliği taşıdıklarını fark ettim. Hepimiz başka hikâyelerden geliyorduk ama özünde anlaşılmak, sevilmek ve ait hissetmek istiyorduk. İlerleyen aylarda bunu yaşayarak da gördüm. Yemek geceleri düzenledik, birlikte iftar yaptık, birbirimize ülkelerimizi ve kültürlerimizi anlattık. Dönemin başında birbirinin varlığından bile haberi olmayan insanlar olarak ayrılırken “Sen benim ülkeme geleceksin, ben de seninkine.” diye sözler veriyorduk. Farklılıklarımız ortadan kalkmamıştı; aksine birbirimizi tanıdıkça onları daha çok merak etmeye başlamıştık.
Heidelberg bana farklı kültürleri tanımanın yalnızca yeni şeyler görmekten ibaret olmadığını da gösterdi. Noel pazarları kurulduğunda şehrin tamamen değişen atmosferini, insanların bu dönemi nasıl sahiplendiğini ve birlikte kutladığını görmek beni çok etkiledi. İlginç olan, bütün bunların içinde aklıma kendi bayramlarımızın gelmesiydi. Başka bir kültürün geleneğini deneyimlerken kendi kültürümde alıştığım için üzerine düşünmediğim şeylere de yeniden bakmaya başladım. Başka kültürleri tanımak beni kendi kültürümden uzaklaştırmadı; aksine ona başka bir yerden bakmamı sağladı.
Erasmus boyunca çok seyahat ettim ve bunların çoğunu tek başıma yaptım. Çünkü bir noktada “Başkalarını beklersem yerimde sayacağım.” diye düşündüm. Almanya’nın neredeyse bütün komşu ülkelerini görme fırsatı buldum. En unutulmazlarından biri Basel’di. İsviçre’ye vardığımda internetimin çalışmadığını fark ettim. Daha önce hiç gitmediğim bir ülkede, tek başımaydım ve haritam yoktu. Garip olan ise paniklemememdi. İçimden yalnızca “Bir şekilde hallederim.” dedim. İnsanlara sora sora Basel’i gezdim ve harika bir gün geçirdim. O gün kendimdeki değişimi çok net gördüm: Birkaç ay önce beni endişelendirecek bir durumda artık kendime güveniyordum. Basel sokaklarında kendimi gerçekten kuş gibi hissettim; çünkü her şeyin kontrolümde olmasına değil, kontrolümde olmadığında da kendime güvenebileceğime inanıyordum.
Heidelberg’de kazandıklarımın karşılığını Türkiye’ye döndükten sonra da görmeye devam ettim. Uluslararası ortam sayesinde İngilizce yalnızca derslerde kullandığım bir dil olmaktan çıkıp arkadaşlık kurduğum, fikirlerimi ifade ettiğim, seyahat ettiğim ve günlük hayatımı sürdürdüğüm bir iletişim aracına dönüştü. Aylar boyunca İngilizceyle hayatımı rahatlıkla sürdürebildiğimi görmek hem dil becerilerimi hem de özgüvenimi geliştirdi.
Bunun daha somut bir karşılığını ise bu yaz gördüm. Bir Uluslararası İlişkiler öğrencisi olarak benim için çok kıymetli olan T.C. Dışişleri Bakanlığı Diplomasi Akademisi Başkanlığında staj yapma fırsatı buldum. Kabul sürecimde akademik başarımın yanı sıra Erasmus deneyimimin de önemli bir rol oynadığı bilgisini almak ayrıca anlamlıydı. Heidelberg’de geçirdiğim bir dönemin kişisel ve akademik gelişimimin yanında kariyer yolculuğumda da karşılığını görmek, Erasmus’un bana sağladığı en değerli kazanımlardan biri oldu.
Tüm bu deneyimin sonunda geriye baktığımda, her şeyin yıllar önce kurduğum bir hayalle başlamış olması hâlâ bana çok güzel geliyor. O zamanlar Erasmus benim için gidilecek bir ülke, okunacak bir üniversite ve gerçekleştirilecek bir hedefti. Şimdi ise bunların hiçbirinin tek başına Erasmus’u anlatmaya yetmediğini biliyorum. Erasmus bazen kaçırdığınız bir tren, bazen hiç tanımadığınız birinden gördüğünüz iyilik, bazen dünyanın başka bir ucundan gelen biriyle paylaştığınız bir sofra, bazen bir derslikte söz almaya cesaret ettiğiniz birkaç dakika, bazen de bilmediğiniz bir şehirde tek başınıza yürürken “Ben bunu yapabiliyorum.” dediğiniz bir an oluyor.
Bu yüzden Erasmus’a gitmeyi düşünen birine son olarak şunu söylemek isterim: Hayal etmekten, inanmaktan ve o hayal için çabalamaktan vazgeçmeyin. Bazen yıllar önce bilgisayar ekranından bakıp gitmeyi hayal ettiğiniz bir şehir, bir gün hayatınızın en unutulmaz anılarının adresine dönüşebiliyor.
Tüm bunları anlatırken, bu hayalin gerçeğe dönüşmesinde emeği olan ve yol boyunca desteğini hissettiğim herkese ne kadar minnettar olduğumu da söylemeden geçmek istemiyorum. Bu hikâyeyi ben yaşadım belki ama o hikâyeye giden yolu yalnız başıma yürümedim.
Benim hikâyemde o şehrin adı Heidelberg’di. Ve bugün geriye baktığımda, yıllar önce bütün bunları yalnızca hayal eden hâlime söylemek istediğim tek bir şey var: “İyi ki hayal etmekten vazgeçmemişsin.”
Belki de şimdi, bir yerlerde, sizin hikâyeniz de başlamayı bekliyordur. Kim bilir, belki bir gün siz de kendi Heidelberg’inize dönüp baktığınızda aynı cümleyi söylersiniz...

